Hilmi Yavuz’dan şiirler dinleyeceksiniz!

 

HİLMİ YAVUZ: “ŞİİRLERİMİ NİTELİKLİ OKURLAR İÇİN YAZIYORUM. CD İSE HERKES İÇİN…”

HİLMİ YAVUZ: “ŞİİRLERİMİ NİTELİKLİ OKURLAR İÇİN YAZIYORUM. CD İSE HERKES İÇİN…”

Hilmi Yavuz’un kendi şiirlerini seslendirdiği iki CD’lik albüm, Aşina Kitaplar’dan çıktı. 70’ten fazla şiiri içeren “Hüzün ki En Çok Yakışandır Bize” adlı albüm, Yavuz’un toplu şiirlerinin yer aldığı “Büyü’sün Yaz”ın özeti niteliğinde. Kendi şiirlerini ve sevdiği başka şiirleri sesli okumaktan hoşlandığını söyleyen Hilmi Yavuz, albümün hikâyesini ve kendisi için ne ifade ettiğini anlattı.

Şiir okumak sizde eski bir alışkanlık, ta lise yıllarından, şiir matinelerinden, öyle değil mi?

Evet, öyle! 1950’li yıllarının başlarında ben henüz Kabataş Erkek Lisesi’nde öğrenciyken, liseler arası edebiyat matinelerinde şiir okuduğumu hatırlıyorum. Bu matineler arasında belleğimde yer edeni, 7 Nisan 1954’te [bakın, tarihini de hatırlıyorum!] Çamlıca Kız Lisesi ile Kabataş Erkek Lisesi öğrencilerinin Çamlıca Kız Lisesi’nde yaptıkları edebiyat matinesidir. O matinede ben, Dünya Gazetesi Sanat Eki’nde yayımlanan ‘Hatırlayış’ adlı şiirimi ve Jacques Prévert’den çevirdiğim [daha doğrusu, ‘Türkçe söylediğim’!] ‘Sütlükahve’ şiirini -ki, okulda Behçet Necatigil’in yönetiminde çıkardığımız ‘Dönüm’ dergisinde yayımlanmıştı-, bir de Edip Cansever’in ‘Masa da Masaymış Ha’ şiirini okumuştum. Bu matinenin ayrıntılarını, Can Bahadır Yüce’yle yaptığımız ‘Şiirim Gibi Yaşadım’ başlıklı nehir söyleşimizde anlatmıştım. Okuma tarzım konusunda Hoca’dan nasıl fırça yediğimi de…

Kendi şiirlerinizi okumayı seviyorsunuz…

Sadece kendi şiirlerimi değil, sevdiğim başka şiirleri de!

Peki şiir sesli okunmak için midir, sessiz yani gözle okunmak için mi?

Ben kendi şiirim adına konuşayım: Bazı şiirlerim yüksek sesle okunmalıdır, diye düşünürüm;- bazı şiirlerim de alçak sesle…

Daha önce okuduğunuz şiirler vardı. Belgesellerde de yer aldı. Fakat bu kapsamda bir albüm hazırlama fikri nasıl oluştu, siz mi istediniz?

‘Hüzün ki En Çok Yakışandır Bize’ düşüncesi, Ankara’lı çok sevgili dostlarım Nihal ve Ali Kemaloğlu’na ait. 2004 yılından başlayarak Ankara’da ‘Arjantin Felsefe Grubu’nda yaptığım seminerler, Kemaloğlu’larla yakınlığımızı pekiştirdi. Dolayısıyla, bir sohbetimizde, benim sesimle şiirlerimden oluşan bir CD yapma düşüncesi onlardan geldi.

Ne kadar zamanda hazırlandı albüm, kaç şiir okudunuz ve şiirleri neye göre seçtiniz: ses mi, anlam mı, hatıra mı?…

Albümün hazırlanması epey bir zaman aldı. Şiirlerin banda kaydedilmesi, uzun sayılabilecek aralıklarla mümkün olabildi. Doğallıkla şiirlere arkaplan müziklerin seçimi, izinler ve tahmin edebileceğiniz bazı teknik sebepler yüzünden, bir hayli de gecikti… Aslına bakarsanız, şiirlerin seçiminde herhangi bir kriter uyguladığımı söyleyemem. Saymadım ama sanırın 70’e yakın şiirim var bu albümde… Bu şiirlerin tamamının belli bir kritere göre seçilmesi de söz konusu olamazdı elbet…

Müzikler kimin seçimi? Yaz Şiirleri’nde Sultanîyegâh Peşrevi, Gizemli Şiirler’de Beyâti Peşrevi… Niye Batılı müzikler kullanılmadı mesela?

Müzikleri, benim tercihlerim doğrultusunda sevgili Mehmet  Kemaloğlu seçti. Mehmet, Nihal ve Ali Kemaloğlu’nun oğulları. Ciddi bir müzik eğitimi almış olan mükemmel bir bir ses mühendisi… Şiirlerim, klasik Türk musıkısinin arkaplanı üzerine okumak istedim;-nedense!

Bu iki CD’lik albüm, adeta “Büyü’sün Yaz”ın özeti… Hilmi Yavuz külliyatı içerisinde bu albümün yeri ne olacak?

Çok doğru bir tespit. ‘Büyü’sün Yaz!’ın [Toplu Şiirler] bir özeti gibi. Bu albümün, ‘Hilmi Yavuz Külliyatı’ içinde, şiirlerimden sevgili Gönül Paçacı’nın bestelediği, İnci Çayırlı hanımefendinin okudukları ‘Sevda Derinlerdedir’ CD’siyle birlikte, ayrı bir yeri olacaktır, diye düşünüyorum. ‘Sevda Derinlerdedir’, yayımlanalı neredeyse 20 yıl oldu. O CD’de de, bestelenen şiirleri ben okumuştum… Gönül Paçacı kardeşim, ‘Sevda Derinlerdedir’den sonra da benden birkaç şiir besteledi. Yeni bir basım için arayış içindeyiz.

Sesli şiirin, toplumda şiirin sevilip yaygınlaşmasına katkısı olur mu?

Olur, ya da daha doğrusu, oluyor, diye düşünüyorum. Nazım Hikmet’in, Orhan Veli’nin, Oktay Rifat’ın, Behçet Necatigil’in ve başkalarının kendi seslerinden şiir albümlerine ciddi talep olduğuna göre…

Kimin için bu albüm: Hilmi Yavuz’un kendi için mi, okurlar için mi, herkes için mi?

Şiirlerimi nitelikli okurlar için yazıyorum. CD ise herkes için…

Kendi şiirini güzel okuyabilen şairlerin az olduğu söylenir; siz kendinizden başka, kimi veya kimleri beğenirsiniz kendi şiirini okuyanlardan?

Öteden beri profesyonel tiyatro sanatçıları da dahil, şiirlerimin başkaları tarafından okunmalarından hiç hazzetmemişimdir. Sanki benim sesimden başka bir ses, şiirimdeki incelikleri kavrayıp ona göre okuyamazmış gibi gelir bana hep… Tiyatro sanatçıları, şiirin okunmak için değil, oynanmak için yazıldığını sanıyorlar çoğu kez…

Mesela Nazım şiirlerini çok kötü okuyor;-genellikle kelimelerin ikinci hecesine vurgu yapıyor,-ki fevkalâde yanlış! Yahya Kemal’in Rumeli ağzıyla okuduğu o güzelim şiirler berbad oluyor! Yahya Kemal’in, o müstesna güzellikteki ‘Erenköyü’nde Bahar’ şiirindeki ‘Hülya gibi hoş geçen zamanda’ dizesini ‘Ulya gibi oj geçen zemanda’ diye okuyuşu! Tahammülfersâ!

Attila İlhan’ın kendi şiirlerini iyi okuduğunu söyleyebilirim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s